• 10 Aralık 2019 Salı
HONG KONG DENKLEMİ 0 Yorum8 BEĞENİ
HONG KONG DENKLEMİ

HONG KONG DENKLEMİ

6 Ekim 2019 Pazar          

 Yunus Yürekli

 

     1997’den günümüze kadar Çin himayesinde özerk bir şehir devleti olan Hong Kong geçtiğimiz temmuz ayının ilk günlerinden beri Çin’in bölgede uygulamak istediği iade yasası nedeniyle hareketli günler geçiriyor. Hong Kong’daki eylemciler yasanın uygulamaya koyulması halinde Çin hükümetine muhalif kanatta olan kişilerin tutuklanacağını düşünüyorlar. Ayrıca yasa sadece Çin’e iadenin değil aynı zamanda Tayvan ve Makao’ya da iadenin kolaylaşmasına neden olacak. Olayları polis şiddetiyle çözmeye çalışan Çin hükümeti her ne kadar yıpranmış görünse de bu konuda pes etmeye pek de meyilli değil.

     ABD ve Çin arasındaki finans savaşında ortada kalan Hong Kong’da Çin hükümetine karşı çıkarken bazı göstericilerin ABD yanlısı slogan atmaları dikkatlerden kaçmadı. 2014’deki Şemsiye Devriminde ABD Dışişleri Başkanlığının desteklediği bazı sivil toplum kuruluşları olduğu iddia edilmiş hatta bazı kanıtlar ortaya sunulmuştu. Çin hükümeti yeni hareketlilikten de ABD’yi sorumlu tutuyordu. Hatta geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump: “Çin elbette uzlaşmak istiyor fakat öncelikle Hong Kong’da insanca davranmalı.” sözüne karşın Çin Dışişleri Başkanlığı Sözcüsü Hua Çunying açıkça ABD’yi uyardı: “ABD’ye bir an önce Hong Kong’a uzanan kara elini çekmesini tavsiye ediyoruz”.

    

     Tüm bu olan olayların özgürlükçü bir demokrasi arayışı mı yoksa ABD’nin finanse ettiği iç karışıklık çıkarma girişimi mi olduğuysa merak konusu. Özgürlükçü bir hareket olarak değerlendirmek gerekirse, insanların gösterilerde ABD ve İngiliz bayraklarını dalgalandırmaları ve atılan sloganlar bu yöndeki kuşkuları artırıyor.  Ancak yüzbinlerce insanın hapsedilmeyi, yaralanmayı ve hatta ölümü göze alarak gösterilerini sürdürmeleri için sadece maddi/manevi dış destek yeterli olur mu? Bunun için toplumda yerleşmiş ve benimsenmiş değerler ve düşüncelerin olması gerekli. Düzenlenmek istenen yasanın bardağın taşmasına neden olan son damla olma ihtimali gözden uzak tutulamaz. Asya ve Dünya siyasetinde kartların yeniden dağıtıldığı, ABD ile başta Çin olmak üzere, Rusya, İran gibi ülkeler arasındaki mücadelenin temposunun arttığı bu dönemde; gelişmelerin gerek Çin’in Tibet ve Doğu Türkistan örneklerinde görülen kırılgan iç siyasi yapısı; gerekse dünyanın başka ülkelerinde benzer etkileri olacağı beklenmeli. Muhalif kesimi susturma, farklı kültürleri ve etnisiteleri asimile etme konusunda Çin’in Doğu Türkistan’daki “yeniden eğitim” kisvesi altında uygulamaya koyduğu toplama kampları uygulaması ve şimdi de, Hong Kong’daki muhalefeti susturmaya ve özerk yapıya tanınmış hakları sözde hale getirmeye yönelik kanun değişiklik tasarıları başarıya ulaşırsa; bu durum dünyanın başka yerlerindeki otoriterlik ve anti demokrasi yolunda ilerleyen bazı rejimlere örnek oluşturabilir.

    

     Baskıcı, otoriter ve antidemokratik yönetime karşı daha önce yaptıkları insancıl eylemlerle seslerini duyurmadıklarını söyleyen eylemciler son zamanlarda yaptıkları kamu binalarına ve mallarına karşı saldırılarını seslerini duyurmak adına yaptıklarını savunuyorlar. Polis şiddetinin arttığı son günlerdeyse eylemciler taşıdıkları pankartlarda "Gelecek nesli koru, Tasarıyı tamamen geri çek. Öğrencileri Koru. Yürüyüşe destek ver. Şiddeti durdur. Cinsel, fiziksel şiddete ve istismara hayır." yazılarıyla protestolara devam ediyorlar.


760 Görüntülenme Sayısı
Kategori : ANALİZLER
  

Sizin Yorumlarınız Bizim İçin Önemli *