• 13 Aralık 2017 Çarşamba
Buhara Cumhuriyeti 0 Yorum1 BEĞENİ
Buhara Cumhuriyeti ve Osman Hoca

Buhara Cumhuriyeti ve Osman Hoca

18 Ağustos 2017 Cuma          

 Buhara Cumhuriyeti ve Osman Hoca. Profesör Timur Kocaoğlu ile tarihe kısa bir yolculuk. 


(Maraqlı: Ənvər Paşa və Türküstan mücadiləsi. Buxara Respublikası və Osman Xoca. Professor Timur Kocaoğlu ilə tarixə qısa səyahət)
Qeyri-adi qonaqdır. Professor Timur Kocaoğlu Buxara Respublikasının prezidenti Osman Xocanın oğludur. 40 ilə yaxındır dostuq. Neçə illər “Azadlıq” radiosunun Özbək redaksiyasında işləyib. Sonralar elm sahəsində fəaliyyətini davam etdirib. Müsahibəni təqdim edirik:
 
 
Mirzə Xəzər: Əvvəlcə özünüz haqda, xüsusilə rəhmətlik atanız, Buxara cümhuriyyətinin prezidenti haqqında məlumat versəniz sevinərəm. Bu məlumat Azərbaycan oxucusu üçün də yeni bir məlumatdır və azərbaycanlılar bunu məmnuniyyətlə qarşılayarlar.
Timur Kocaoğlu: Men 1947-ilde İstanbulda doğdum, atam Osman Hocaoğlu (Türkiyede Kocaoğlu) 70 yaşında idi. Aramızda büyük yaş farkı vardı, lekin atam menimle bir arkadaş kimi sohbet ederdi, menimle satranç oynardı, satrancı da atam mene öğretmişdi. Atam hem Türki (bugün ona Özbekçe deyirler) hem de Farsi (bugün ona Tacikçe deyirler) dillerini yaxşı biler, her iki dilde de şiir yazardı. Anamın ataanaları Türkistan’ın Qoqan (bugün Özbekistanda) şehrinden Afganistana köçip gelmiş, anam Kabulda doğduğu üçün, bizim evde hem Türki hem Farsi dilde, hem de Türkiye Türkçesinde danışılırdı. Onun için men bu iki dili de evde öğrendim. Sonra men 4 yaşındayken atam CENTO (o zamanlar Türkiye, İran, Afganistan, Pakistan, Britaniya, AQŞ arasında bir teşkilattı)‘da çalışmak için Pakistan’a gidince, biz de gittik ve rada 6 yıl kaldık (1951-1957).
 
 
Meni orada Convent High School adlı bir Britaniya mektebine verdiler, mektepte 3 yıl okudum. Pakistan’da hem İngilizce, hem Urduca dillerini öğrendim. 1957-ilde İstanbul’a dönünce, meni ilkokul 4. Sınıfa verdiler, ilkokul, orta mektep, liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü okudum (1965-1971). 1972-ilde New York şehrindeki Columbia Üniversitesinden burs (stependiye) kazanarak Master (1975) ve doktoramı (1982) bu üniversitede Orta Asya Dilleri ve Medeniyetleri bölümünde yaptım. Ancak, 1973 ilinden başlayarak bir yandan da Münxin’deki Azadlıq Radyosu’nun Özbekçe bölümüne ayda 4 defa free-lance makale yazıyordum: makalelerim daha çok Sovyetlerde men‘ edilmiş olan Orta Asya’nın geçmiş tarihi, Cedidçilik hareketleri, Cedid edebiyatı, Abdurrauf Fıtrat, Abdülhamid Çolpan kimi Stalin tarafından 1938-de öldürülen ve eserleri yasak olan yazar ve şairler hakkında olurdu.
 
Azadlıq Radyosunda toplam 17 yıl çalıştım (1977-1983 ve 1987-1994): Hem Özbek bölümünde hem de Tadqiqat şubesinde. Tadqiqat şubesinde çok sayıda İngilizce makalelerim neşr olundu.
Azadlıq Radyosu dışında 4 yıl İstanbul‘daki Marmara Üniversitesi (1983-1987) ve Koç Üniversitesi (1994-2011). Şimdi 2011-ilden beri ABD Michgan ştatındagi Michigan State Üniversitesi (Devlet Üniversitesi)‘inde Orta Asya medeniyet tarihi, Halkara Münasebetler, Rusya Dış Politikası, Avrasyada Cedidizm kşmi mevzularda dersler veriyor, bu üniversitede verilen Türkiye Türkçesi, Azerbaycanca, Özbekçe, Kazakça dil derslerinin koordinatörlüğü vazifesini yürütüyorum. Ayrıca Michigan Devlet üniversitesindeki Center for Eurpean, Russian, Eurasian Studies (Avrupa, Rusya, Avrasya Tadqiqatları Merkezi) adlı merkezin Müdür yardımcısı (Associate Director)‘yım.
Menim Orta Asya, Azerbaycan, Kırım, İdil-Ural, yani Türk Dünyası ile olan alakam tamamiyle atam ve anamın oralardan gelmiş olmaları ve küçük yaçlardan beri atamın bana Türkitan hakkında bilgi vermesinden kaynaklanıyor.
 
Mirzə Xəzər: Atanız Osman Xoca və Buxara respublikası haqqında Azərbaycanda məlumat azdır. Lütfən atanız haqqında daha geniş məlumat verərdiniz.
 
Atam Osman Hocaoğlu (Kocaoğlu) 1978-ilde Oş şehrinde (bugün Kırgızistan’da) doğmuş, ancak ailesi Buharalı idi. Bir yaşında Buhara’tya anasıyla dönen Osman mektep ve madrese tahsilini Buhara’da yapar. Ancak, medrese tahsilinin çok yetersiz ve geri olduğunu anlar. O yıllarda Ceditçilik fikirleriyle tanış olar. Kırım Tatarlarının aydını İsmail Gaspirinski’nin Bahçesaray şehrinde çıkardığı“ Tercüman“ gazetesini okur, yeni fikirleri öğrenir.
Osman Hoca’nın ilk siyasi hareketi 1898’de yani o 20 yaşındayken olur. 1898’de Andican’da Çar Rusyasına karşı büyük bir isyan hareketi olur. Bu isyanın lideri Dükçi İşan adlı bir şeyhtir, kendisi „dükçi“ yani ayakkabı tamircisidir ama Türkistan’da çok müridleri vardır. Bu isyanda çok Çar Rusya askeri öldürülür. İsyanı Çar Rusya ordusu bastırır ve 860 kişi yakalanır. Onların arasında osman Hoca da vardır, ağabeyleri ile birlikte Oş’a gelmiştir. Lekin, Osman Hoca ve ağabeyleri Çar Rsuyası vatandaşı değil, Buhara Emirliği vatandaşları oldukları için, Çar Rusya ofitserleri, Osman Hoca ve başka bazı kişileri Buhara Emirliğine teslim ederler. Bu isyanda Dükşi İşan ile birlikte 150 kişi idam edilmiş, çok kişi hapis edilmiştir.
 
Buhara’ya gelen Osman Hoca başka ziyalılarla birleşip 1900’lerde „Buhara Yaşları“ (Buhara Gençleri) adlı bir gizli teşkilat kurar. Osman Hoca 1909’da Kırım’a giderek 1 il İsmail Gaspirinski’nin yanında Bahçesaray’da kalıp onun Cedid Mektebleri programmasını öğrenir ve 1910 ilinde İstanbul’a giderek orada 3 il kalır. İstanbul’da 1911 ilinde Buhara Tamim-i Mearif Cemiyeti (Bilim Yayma Cemiyeti)‘ini kurar, Buhara ve Türkistan’dan İstanbul’a talebe getirip orada yüksek tahsil almaları için.
 
1913 yılında Buhara Emirli*i’ne geri dönen Osman Hocaoğlu orada önce kendi evinin avlusunda bir Cedid mektebi açarak başta akrabalarının çocukları ve başka kimselerin çocuklarına o zamanın modern eğitimini vermeye başlar (Sonradan Buhara Cumhuriyetinde başbakan ve sonra Özbekistan’da KP Birinci Katibi olacak olan amca çocuğu Feyzullah Hoca da Osman Hoca’nın Cedid mektebinde ders görür).
 
Yalnız Buhara Emirliği açılan Cedid okullarına karşıydı. Emir’in adamları önce bu okulları açan Cedid aydınlarını rüşvet ile kadırmaya çalıştılar. Cemir’in en büyük kadısı bir gün Osman Hocanın yanına gelerek ona şu tekifi yapar: „Siz bu Cedid okulundan vaz geçerseniz, Emir Hazretleri sizi bir yere kadı tayin eder, rahat edersiniz!“ Osman Hoca ona şu cevabı verir: „Bizim Cedid mektepleri açmamız aç kaldığımız için değildir, biz halkımızı aydınlatmak, cahillikten lurtarmak için çocukları okutuyoruz. Biz dünya serveti için bu kutsal vazifemizden vaz geçmeyiz!“
 
Buhara Emirliğiidaresi 1915. Ilden başlayarak Cedir mekteplerini kapatmaya başlar. Yaş Buharalılar hareti mensupları da gizli Cedid mektepleri açmaya başlar. Ancak bu mücadeleden bıkan Cedid aydınları 1919 yılında Emir’e bir parlamento kurulması ve bazı işlerin bu parlamentoya verilmesi konusunda bir ferman yayımlanması için baskı yaparlar.
 
Emir de 1919 ilinde bir ferman ilan ederek parlamento kurulmasına izin verileceğini bildirir. Yaş Buharalılar da Buhara şehrinde büyük bir miting yaparak Buhara Emiri Alim Han’ı tebrik ederek yürüyüş yaparlar. Ancak, Emirlik askerleri namayiş yapanların üzerine hücum edince, Yaş Buharalıların ileri gelenleri Taşkent’e kaçarlar.
 
İşte o zaman, Yaş Buharalılar artık Emirlik idaresini yıkmaktan başka öçare olmadığına karar verirler. Yaş Buharalılar iki ayrı fraksiya idi: Milliyetçiler ve solcular: Milliyetçi fraksiyasının başkanı Osman Hoca, Sol Komünist fraksiyasının başkanı Feyzullah Hocayev idi. Sol fraksiya Bolşevik Rus ordusundan yardım almayı teklif edince, Milliyetçi fraksiya Bolşevik ordusunun bu hizmeti için Buhara hazinesinden altın vermey, buna karşılık Bolşevik askerlerinin Emirlik yıkıldıktan sonra Buharadan çıkıp gitmesi, ve kurulacak bağımsız Buhara Cumhuriyeti’ne Rusların karışmaması şartını ileri sürerler. Bu konuda anlaşma yapılır ve Bolşevik orsusunun yardımıyla Buhara Emirliğinin ordusu mağlup edilir ve Emir Ali Han’a Afganistan’a kaçar.
 
 
1920’de kurulan mustaqil Buhara Halk Şuralar Cumhuriyeti’nde Feyzullah Hoca Başvekil, Osman Hoca Maliye Nazırı olur. 1921’de Osman Hoca Cumhurbaşkanı olur. Buhara Cumhuriyeti’ni 5 devlet rsmen tanır: Rusya, İngiltere, Anadolu’daki Ankara Hükümeti, İran ve Afganistan. 1921 Eylül ayında neşredilen Buhara Cumhuriyeti’nin anayasasının 3. Maddesinde şöyle yazılır: „Buhara Cumhuriyeti kendi serhatlari içinde mustakildir“. Buhara Cumhuriyeti anayasasında „mülküyet ve miras hakkı“ tanınır ve Buhara’da mekteplerin hepsi hususi olarak ilan edilerek, her yerde Cedid mektepleri açılır şahısların paralarıyla. Din işleri de serbest bırakılır „devlet din işeriyle uğraşmaz, ancak teftiş eder (kony-trol eder)“ diye kanstitutsiyada yazılır. Buhara Emirliğinde resmi dil Farsça idi, Buhara Cumhuriyetinde resmi dil Türkçe (Türk dili) olur.
 
Osman Hoca cumhurbaşkanı olunca 3 önemli işi başlatır:
 
1) Ardahan ve Kars’ta Çar Rusyasınyla savaşta esir düşen osmanlı Türk ofitserleri Sibirya’daki Krasnoyarsk lagerinden kaçarak Taşkent’e gelmiş orada Türkistanlı Cedid mekteplerinde muallim olarak hizmet ediyorlardı (1917-1920). Osman Hoca bu Osmanlı Türk ofitserlerini (80 kişi) Buhara’ya davet ederek, onlara bir Buhara ordusu kurma işini verir.
2) Anadolu’daki Mustafa Kemal’a yardım meselesi  (Buna sonraki savalinizde cevap verirem)
3) DÜŞENBE ŞEHRİNDEKİ RUS ASKERİ HARNİZONUNA HÜCUM: Bugünkü Tacikistan da Buhara cumhuriyeti içindeydi ve oraya Şarqi Buhara deniliyordu. Duşanbe şehrinde Çar zamanından beri Rus askeri Garnizonu vardı, 1917’den sonra orası Bolşevik Garnizonu olmuştu. Osman Hoca, o sırada Belcivan cevarında olan Enver paşa ile anlaşarak bu Bolşevik Askri Garnizonuna hücum planı hazırladı. Osman Hoca Osmanlı Türk ofitserlerinin hazırladığı Buhara ordusundan iki tabur (diviziya) askerle Düşenbe Garnizonuna hücum ederk, oradaki Rus genarellerini esir alır. Enver Paşa’da Belcivan’dan Düşenbeye gelerek Osman Hocaya yardım edecekti plana göre. Ancak, Enver paşa ve onun arkadaşları İbrahim Lakay adlı bir Basmaçı lideri tarafından ev hapsine alınmıştı. Afganistan’a kaçan Buhara Emiri Alim Han’a sadık olan İbrahim Lakay Enver paşa’nın Düşenbe’ye gitmesine izin vermez.
 
Buxara Respublikasının gerbi Taşkent’ten yeni gelen Bolşevik Rus askerleri ile Düşenbede yapılan savaşta osman Hocanın ordusu yenilr ve yaralanan Osman Hoca bir kısım ofitserleriyle Afganistan’a gitmek zorunda kalır. Bu Düşenbe vakası ile Osman Hoca ile Moskova arasında ziddiyet doğmuştur ve Moskova Osman Hocanın yakalanıp öldrülmesini Buhara Cumhuriyetine bildirmiştir. Bu Düşenbe Vakeası üzerine Sovyetler birliğinde piyesler, romanlar yazıldı ve bir filim de çevrildi: Tacik film tarafından 1977 yılında Muhasıra (Osada) filminde Osman Hoca rolünü Tacikistan’ın meşhur oyuncusu ve rejisörü Qurminç Zavkibekov oynamış ve tabii osman Hoac bir „anti-Sovyet Hain“ olarak gösterilmiştir. Tacik yazarı Celal İkrami „Garnizon taslim Nameşaved“ (Garnizon teslim Olmayacak: 1979) adlı bir piyes yazarak Osman Hocayı Hain olarak gösterir. Ancak, Özbek yazarı „Kıl Köprik“ (Kıl Köprüsü, yani Sırat Köprüsü: 1980) adlı romanında Osman Hocayı daha müsbet olarak tasvir eder.
Moskova Osman Hoca’yı Afganistan’da da takip eder: 1922-23’te  „Pravda“ gazetesinde Osman Hoca hakkında haberler yayımlanır (“Usman-Xodja i Kari Efendi ostayutsya v Afganistane dlya svyazi s angliçanami.” Pravda, No: 122 (5 iyun 1923, sayfa 3).
 
Osman Hoca 1922 ilinde Kabül şehrinde anam Hakime ile evlenir ve 1923. il Oktyabr ayında İstanbul’a gelir. İstanbul’da 1927. Ilden başlayarak „Yeni Türkistan“ adlı dergi çıkarır ve Azerbaycan Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzade ile yakın münasebetlerde olur. Osman Hoca 1968 ilinde vefat edir, mezarı İstanbul’un Asya tarafındaki Üsküdar adlı yerdeki Sultantepe’de bulunan Özbekler Tekkesindedir.
Mirzə Xəzər: Atanızla Ənvər Paşa arasında olan münasibətlər barədə danışarsınızmı? Çox maraqlıdı.
 
Timur Kocaoğlu: Atam Enver Paşa hakkında hep icabi (olumlu) fikir bildirirdi, onu kahraman bir kişi olarak tasvir ederdi. Enver Paşa ile Osman Hoca arasında çok sayıda mektuplar da yazılmıştır. Maalesef, atam ölende ben 20 yaşında idim, o zaman Enver paşa hakkında atamdan çok şey öğrenmeyi akıl edemedim!
Mirzə Xəzər: Atanızla bağlı başqa bir mühüm məlumat onun Mustafa Kamalın xahişi ilə Buxara dövlətinin xəzinəsindən Ankaraya bir vaqonqızıl pul göndərməsi faktdıdır. Bu da Azərbaycan oxucusuna məlum deyildir. Bu barədə məlmat vermənizi xahiş edirəm.
 
Timur Kocaoğlu: Anadolu’daki Mustafa Kemal’e yardım meselesi şöyledir: Türkler istiklal Savaşı yaparken, Mustafa Kemal kendi Dış İşler Vezirini Kemal Tengirşenk başlığında bir hey‘eti 1921’de Moskova’ya göndererek para ve silah yardımı sormuştu. Lenin ellerinde fazla para olmadığını, eğer yeni kurulan Buhara Cumhuriyeti razı olsa, Buhara’daki eski Emirlik hazinesindeki altınların bir kısmının trenle Kagan şehrinden Moskova’ya getirilip, sonra Türkiye’ye verilmesi için aracı olabileceklerini bildirir. Türk heyeti Osman Hoca ile görüşünce, Buhara Cumhuriyeti Emirlik hazinesinden bir kısım altınları trenle Moskova’ya gönderilir (yapılan hesaplara göre 100 milyon Altın Ruble değerinde).
Fakat Bolşevik hükümeti bu 100 milyon Ruble değerindeki altından Anadolu‘ya sadece 10 milyon Altın Ruble ile yine on milyon altın ruble değerinde silahı Türkiye’ye gönderir. Yani, Buhara’nın 100 mlyon altın rublesinden yalnızca 20 milyon altın ruble verilmiş olsa, onun 80 miyon altın rublesini Moskova özüne saklamıştır.
 
Mirzə Xəzər: Ənvər Paşanın Rusiya imperiyası dağılandan sonra Moskvaya getməsi məsələsi onun həyat yolunda mühüm mərhələlərən biridir. Ənvər Paşanın ideyası nə idi?
Timur Kocaoğlu: Enver Paşayı Lenin ve Stalin davet etmişti. Onlarım maksadı Enver Paşa’nın Türkistan üzerinden Afganistan’a geçerek Afganistan ve Hindistan’da halklarını İngilizlere karşı isyana teşvik etmesini sağlamaktı. Enver Paşa ise, Rusya’nın bu maksadına karşı gelerek, Trkistan’da Ruslara karşı bir isyan hareketi başlatmaya teşebbüs etmiştir.
 
Mirzə Xəzər: Ən mühüm məsələyə, Ənvər Paşa və Türküstan səhifəsinə gəlib çatdıq. Ənvər Paşanın Türküstanın bolşevik-rus işğalından xilas edilməsi üçün əlindən gələni etdiyini və hətta ən sonda məhz Türküstan uğrunda savaşda həlak olması onun şərəfli və keşməkeşli yolunun sonu idi.
 
Timur Kocaoğlu: Bu doğrudur! Bu konuda Osman Hocanın bir gün bana şöyle dediğini hatırlıyorum:“ Enver Paşa Türkistan’ın Rus esaretinden azad olmasını samimi olarak istiyordu ve bunda şehit oldu! Ancak, Enver Paşa vizyonu geniş olan bir stratejist değildi Mustafa kemal gibi. Onun askeri kabiiyeti güçlü değildi. Sonra Enver Paşa Türkistan coğrafyasını, halkını ve kültürünü de iyi bilmiyordu.“ Bu konuda men atamdan başka bir söz söyleyemem…
 
Osman Hoca’nın Enver paşa’ya karşı olan dostluk ve sevgisinin en iyi örneği, Osman Hoca’nın Enver paşa için yazdığı iki „mersiye“dir. Biri Türki (bugünkü özbekçe), diğeri Farsça (bugünkü Tacilçe) iki şiir yazdı. Türki olanı şöyledir:
 
İNTİKAM… AL İNTİKAM!*
 Türk balası Oruslardan köp sıkıldı,  [Orus: Rus, köp: çok]
Er kırıldı, kız ezildi, yurt yıkıldı.
Hamiyetlik Enver Paşa onu sorab,
Kelib azadetmek üçün şehid boldı.
İntikam… Al İntikam!
 Vatan üçün bizimkiler can bereler,
Millet üçün düşmanlardan öç alalar.
Bugün Çingiz evlatları at oynatıb,
Belde kılıç, omuzlarda beşatarlar. [beşatar: beş kurşun atan tüfek]
İntikam… Al İntikam!
 
Türkistandan Oruslarnı haydab kovub,
Sahibkiran Timur Bekni şâdeteler.
Balalarge mekteb açıb, ta’lim berib,
Uluğ Beknin tarihini yâdeteler.
İntikam… Al İntikam!
Türklük kanı tamırlarda bugün kaynar,
Erte çıkıb Türkistanda bayrak açar. [erte: yarın]
Bütün dünya sözimizge kulak salar,
Herbir devlet kelib bizden elçi sorar.
İntikam… Al İntikam!
 Ogün demek, Türk balası rahat turar,
Barça millet necât tapıb, yüzü küler.
Türk balası kutulmasa tinç oturmaz, [kutulmasa: azad olmasa]
Yer yüzide tanılmasa uruş turmaz. [uruş: savaş]
İntikam… Al İntikam!
Ağustos 1922
 
 
 
Timur, maraqlı söhbət üçün minnətdaram.

Kaynakça:
Mirzə Xəzərin Səsi
http://mirzexezer.com
 


226 Görüntülenme Sayısı
  

Sizin Yorumlarınız Bizim İçin Önemli *