• 18 Aralık 2018 Salı
BATI TRAKYA MÜSLÜMAN TÜRKLÜĞÜ 0 Yorum 5 BEĞENİ

BATI TRAKYA MÜSLÜMAN TÜRKLÜĞÜ VE KIBRIS

Dr. Emete GÖZÜGÜZELLİ (K.K.T.C)
Dr. Emete GÖZÜGÜZELLİ (K.K.T.C)
Araştırmacı Yazar, Girne Amerikan Üniversitesi Öğretim Görevlisi

       

 Batı Trakya Müslüman Türklüğü ve Kıbrıs

                                                                                                          *Emete GÖZÜGÜZELLİ

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 42.senesine geldik, ama sırf bu harekat yapıldı diye Yunanistan bünyesinde yaşayan Batı Trakya Türklerinin başına neler geldi hiç dillendirmedik. Oysa orada yaşayan Türkler de tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi yüzyıllardır Türk varlıklarını sürdüren insanlardı. Girit Türklerinin akıbeti ortadayken, bugün Rodos, İstanköy, Gümülcine yada Batı Trakya Türklüğünün yaşadığı dramı görmezden gelmek söz konusu olamaz. Pek tabi ki herkesin dilinde aman şu Kıbrıs meselesi artık çözülsün inancı ve beklentisi olsa da Rum-Yunan ikilisinin diğer unsurlarla birlikte uygulamamakta direndiği ana insan hakları meselelerini ortaya koymak gerekiyor.

Evet doğrudur, bugün Avrupa Birliği üyeliğinde geçmişi en uzun ülke olan Yunanistan’dır. Lakin burada Lozan Barış antlaşması ile kazanılmış haklarını kullanamayan bir Türk azınlığının dramı da var. Onlar Yunanlılar gözünde “Yunanlı Müslümanlar” yada “Türkçe konuşan Müslümanlar”… İşte bu kadar basit…Suriye’de Esad Rejiminin de Türmenlere uyguladığı siyaset de böyle …Türk adı yaşamın her alanında yasak… Oysa Suriye bir otoriter rejim hakimiyeti olan bir ülke,Yunanistan da demokrasinin beşiği olarak adlandırılan bir ülke…Ne garip değil mi?

Aslında sormak gerekir , Rumların Ortaklık Cumhuriyeti döneminde Makarios ile 13 maddelik sundukları anayasa değişikliği argümanında yer alan azınlık hakları taleplerinden bugüne ne değişti ? Bu yazımda 21.yy’ın Batı Trakya meselesini soluyarak dünü ve bugünü kaleme almak istiyorum.  

Kıbrıs Türklerinin ve hatta Rumların can ve mal güvenliğini sağlayan Barış Harekatının hemen sonrasında 1975 yılında “Müslümanları Batı Trakya’dan çıkaracak sebepleri bulun,ekonomik olarak onları çökertin diyen Rodop vilayeti valisi Valyotis’in söylediği sözler geçmişe aitti. Bugün dünya insan hakları azınlık hakları var diyenler olabilir. Ama tarih bu, Hellenizm ruhu ekseninde cereyan edenler bunlar… Nasıl ki o dönemde hedef o topraklarda yaşayan Türklerin her alanda çökertilmesi ve bunu gerçekleştirmek için de Yunanlıların Türklerin yaşadıkları yerlerde toprak veya iş yerlerini almaları nasihat edilmiş ve Türk bölgelerine nüfuz etmesi öngörülüp uygulanmışsa, bugün Kıbrıs’ta 4 özgürlük kapsamında Kıbrıs Türklerinin bir sınırlanma öngörülmemesi halinde ve AB I.Hukuku haline gelinmemesi neticesinde başımıza gelecek tablo böyle olacak... Bugün örneğin Gümülcüne’de Türkler ana cadde üzerinde hiçbir dükkanı,yeri kalmamış hep kenar mahallelerde yada bataklık olarak bilinen Kalkanca gibi yolu sokağı kötü yerlerde yaşam mücadelesi veriyorlar.

Dedik ya 21.yy’dayız. Hani meşhur insan hakları olmalı,azınlık hakları korunmalı dediğimiz, ve hatta geçmiş geçmişte kaldı bugün demokrasi olan yerlerde azınlık hakları yerleşti diyenlerin konuştuğu dünyadayız…

Biraz geçmişe gidelim ve 15 kasım 1983’e bakalım. KKTC’nin kurulmasının aslında cefasını ambargolar altında çekmesini sağlayan Yunanlılar ve Rumlar öte yandan Batı Trakya Türklerine  daha da sert muameleler ile yaşam mücadelesi vermeleri ile sonuçlanacak süreç içerisine girdiklerine şahit oluyoruz. KKTC ilanından sonra Batı Trakya Türklüğüne,  Türk adını kullanmaları tamamen yasaklandı. Türk karşıtı örgütler arttırıldı. Türk adında dernek kurulması engellendi. Türklere ait dönüm dönüm tarlalar gasp edildi.Vakıf mallarına,müftülük makamına,eğitime her alanda yunanlılar yerleştirildi. Bir anlamda Batı Trakya Türklüğü eğitimsizlik ve işsizlik karşısında  yıkıma ,göçe yada asimilasyona  zorlandı.

Mesela Kalkanca ana okuluna 1984 yılında Türk öğretmenlerin atanması yasaklandı ve bir daha da bu karar bugün dahi kaldırılmadı. 1995’de azınlık okullarında da spor, müzik, İngilizce vd diğer dersler yapılacak dendi ama bunları Yunan öğretmenlerce yapılma kararı alınıp uygulandı.  Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği 1936’da kuruldu ama adı Türk diye kapatıldı. Bugün kanunen yok,illegal çalışıyorlar. Evet 21. Yy’dayız. Kendi derneklerini dahi Türk adı ile açamayan ve aleni şekilde Türküm denmesini yasaklayan,Lozan’daki vakıflar,müftülük gibi haklarımızı da gasp eden bir AB üyesi Yunanistan ve buna göz yumanların dünyasında yaşıyoruz…

Tabi ki Batı Trakya Türklüğünden bahsederken anmadan geçemeyeceğim bir lider var. Batı Trakya Türklüğünün meşru mücadelesinde 1980’lerden sonra damga vuran rahmetli Dr. Sadık Ahmet’i…Birkaç gün önce ölüm yıldönümü idi. Dr. Sadık Ahmet 1985 yılında ,Gümülcüne müftüsünün seçimle iş başına gelmesi için harekete geçmiş ve 15 bin imza toplamıştı. Bunu yaptığı için tutuklandı. Ardından  Okullarda Türk öğretmenlerin atanmasının engellenmesi ve  Türk adı ile sivil toplum örgütleri kurulmasını yasaklayan ve hatta kurulu olup Türk adı taşıyan derneklerin kapatılmasını öngören yasaya karşı protesto yürüyüşü düzenledi. Gösteri engellenmesi için Yunanlılarca barikatlar kurulup engellemeler olsa da on bin civarında Türk bir araya geldi ve sesini yükseltti. Sadık Ahmet mücadelesi ile Batı Trakya Türklüğü davasında Yunanistan’a baş kaldırır noktaya ilerliyordu. Ancak hapishane ve mahkeme koridorları onun için normal hayat gibi olmuştu. Yine 1990 yılında batı Trakya Türklerine Türk dediği için iki ay hapis yattı ve geri kalanı para cezası ile serbest kaldı. Bağımsız milletvekili olarak iki kez seçilince bu kez  3 Eylül 90’da siyasi parti kurdu.Partisi ile büyümesinin önünü kesmek için Yunanistan 1993’te yeni bir yasa yaparak seçilme barajını yükselterek Türklerin parlementoya kendi partileri altında girmelerini engelledi. Dr. Sadık Ahmet’in akıbeti mi?  Lozan Antlaşmasının yıldönümünde 24 Temmuz 1995’te şüpheli bir trafik kazası ile öldü…Öldürüldü…Sonrasında ne mi oldu?

İşte bugünün 21. YY’ın Batı Trakya sorunları Yrd.Doç.Dr. Turgay Cin’in kalemi ile şöyle;

1981 yılında AB üyesi olan Yunanistan’da, Batı Trakya Müslüman Türklerinin doğup büyüdükleri bölgelerinde kamu hizmetlerinde istihdam edilmeme sorunu: Yunanistan uyruğundaki Batı Trakya Müslüman Türkleri memur, savcı, yargıç, polis gibi mesleklerde istihdam edilmiyor. Bunun nedeni sorulunca “dil bilmeyle ilişkili sorunlara” atıfta bulunuluyor.

Yunanistan uyruğundan çıkarılan ve uyruksuz kalanlar yani Haymatlozlar sorunu: Yunanistan yönetimi 1955’ten 1998 yılına kadar, 43 yıl boyunca ister Yunanistan sınırları içinde olsun, isterse Yunanistan sınırları dışında olsun, Yunan Vatandaşlık Yasası’nın 19. maddesini gerekçe göstererek, Yunanistan uyruklu Müslüman Türkleri vatandaşlıktan çıkarttı. Bunların mağduriyetleri bugün de devam ediyor.

 Taşınmaz mülk edinmede izin sistemi sorunu: 1991 yılına kadar Batı Trakya Müslüman Türklerinin taşınmaz mülk edinmeleri yasaktı. 1991 yılında ilgili yasada yapılan bir değişiklikle, gayrımenkul satın alma hakkı kazandılar. Ancak, illerdeki bir komisyondan izin alma sistemi getirildi. Siyasi katılım ve temsildeki sorun: Milletvekili seçimlerinde, bağımsız olarak seçime katılacaklar için yüzde 3 barajı getirilerek, Batı Trakyalı Türk bağımsız milletvekillerinin seçilmesi engellendi. Diğer taraftan, yerel yönetimlerde uygulanan “Kapodistrias Planı” ile Müslüman Türklerin yaşadığı iller, nüfus yoğunluğu Yunanlılar lehine olacak şekilde, Ortodoks Hıristiyanların yaşadığı illerle birleştirilerek, Türklerin vali ve belediye başkanı seçilmeleri engellendi.

Eğitim ve öğrenim özgürlüğündeki sorunlar: Batı Trakya’daki azınlık okulları Yunan devletinin mülkiyetinde değildi. Okullar azınlığın kendisi tarafından seçilen encümenler tarafından yönetiliyor, öğretmenlerin maaşları yine veliler tarafından ödeniyordu. Bunların hepsine son verildi ve yavaş yavaş okullar Yunan devletinin mülkiyetine geçerken, eğitim kalitesi düşerek, öğrenciler Türkçe öğrenememe durumu ile karşı karşıya kaldılar.

Örgütlenme özgürlüğünde yaşanan sorunlar: İsimlerinde “Türk” ve “Batı” sıfatları geçen derneklerin kurulmasına mahkeme tarafından izin verilmiyor.

Vakıflar meselesinde yaşanan sorunlar: Vakıf yöneticilerinin seçimle iş başına gelmeleri ve mülk edinme hakları engelleniyor ve doğrudan Yunan makamları tarafından atanıyor.

 Din ve vicdan özgürlüğü konularındaki sorunlar: Başmüftülük makamı halen boş, Müslüman Türklerin Müftüleri Ortodoks Vali tarafından atanmıyor, azınlığın çoğunluğu ise müftülerin kendileri tarafından serbest seçimle seçilmesi gerektiğini savunuyor. Yunanistan devleti ve şahıslar tarafından hukuk hileleri, baskılar ve ihtiyari kamulaştırmalar ile ele geçirilmiş olan vakıflara ait mülklerin iade edilmesi.

Yunanistan bir AB ülkesi ve başta en büyük sorunları kendilerini Türk azınlık bile tanımlayamayacak bir uygulamaya maruz kalıyorlar. Bu Yunanlıların hakim olduğu her toprakta böyle…Rodos’ta , İstanköy’de,Batı Trakya’da ve hatta Güney Kıbrıs’ta…

Peki şimdi mi? Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı dünya azınlık haklarından yoksun. Kültür ve kimliğini korumaktan, iktisadi ve siyasi haklara kadar yoksun. Yunanlı siyasi partilerin altında ancak seçimlere katılabilmekte ve kesinlikle Yunanistan aleyhine yada Batı Trakya Türklüğü hakları çerçevesinde argüman yürütememektedirler. Halk suskun…Haklarımız verilmiyor diyor ama en acısı da konuşmak ve mücadele etmekten Yunanistan içinde korkuyor… AB’den beklenti içinde arayışlarda olsa da AB onlara “hassas azınlık” tabiri koymuş durumda…

Anlatacak konu çok…Ama Kıbrıs’ta Türk ve Müslüman varlığımızın sahip olduğumuz Devlet çatısı altında ne kadar büyük önemi olduğunu bu yaşanılan dramlara baktığımızda daha net anlamak mümkün. Bugünü şu Yunanlılar altında olan Türkleri ve 2003’ten beri ırkçılık temelinde Kıbrıs’ta Türklere saldırılar gerçekleştirerek Hellenizm ruhu diye siyaset yürüten Rum politikacıların resmi beyanatlarına bakarak anlayabiliriz. Sahi dünden bugüne söylemlerde ne değişti? Yorum sizin…Anlayana!!!!

 


1012 Görüntülenme Sayısı
  

Sizin Yorumlarınız Bizim İçin Önemli *