• 18 Aralık 2018 Salı
ASIL SORUN SURİYE VE IRAK?TA 0 Yorum 0 BEĞENİ

ASIL SORUN SURİYE VE IRAK?TA DAEŞ?TEN SONRA NE OLACAĞIDIR

Dr. Ataalp PINARER
Dr. Ataalp PINARER
Jeopolitika Uzmanı

       

 ASIL SORUN SURİYE VE IRAK’TA DAEŞ’TEN SONRA NE OLACAĞIDIR?

Ataalp PINARER

 

2010 yılında Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da ortaya çıkan, “Arap Baharı” adı verilen halk hareketleri ve ayaklanmaları tüm bölgeyi derinden etkileyen bir dizi olayı tetikledi.

Bu hareketlerin nedenleri üzerinde birçok yorum yapılmaktadır. Pek çok neden sayılabilir. Ancak demokrasi talebi bu nedenlerin en ihmal edilebilir olanıdır. Çünkü ayaklanmalar sonucu oluşan boşluğu çağdaşlık, demokrasi, insan hakları, kadın ve çocuk hakları isteyen insanlar değil ama din devleti isteyen vahşi halk yığınları doldurmuştur. Artık görünen acı gerçek, bölgeye bahar değil öldürücü bir kışın gelmiş olduğudur.

Nedenler üzerinde yorum yapılmaya devam edilmesi meydana gelen trajedilerin ortadan kaldırılmasına bir katkı sağlamayacaktır. Ancak tüm bu olayların sonuçlarını görmek daha kolaydır ve belki gerekli tedbirlerin alınmasına katkı sağlayabilecektir.

“Arap Kışı” sonucu;

Çöken, işlemez hale gelen devletler ortaya çıkmış, meydana gelen boşluğu DAEŞ, PYD gibi dini ve etnik temelli terör örgütleri doldurmuştur.

İç savaş ve terör insani bir felaketlere ve yüzbinlerce insanın ölümüne, yaralanmasına, sakat kalmasına neden olmuştur.

Yaşamak için başka çareleri kalmadığını düşünen milyonlarca insan, komşu ülkelere ve Avrupa’ya doğru istikrarsızlığı yayan bir mülteci akını doğurmuştur.

Suriye ve Irak’ta DAEŞ terörü tüm dünyanın istikrar ve huzurunu tehdit eden bir yapıya bürünmüştür. Her iki ülke topraklarında DAEŞ’e karşı birçok ülkenin içinde olduğu karmaşık bir “vekâletler savaşı” yürütülmektedir.

Bölgede kazanımlarını artıran iki ülke İran ve Rusya olmuştur. Obama’nın pasif politikaları bölgede bir güç boşluğu yaratmış, bu güç boşluğu Rusya ve İran’ın etkisini artırmıştır. Bölgedeki istikrarsızlaşma İran tarafından etki alanını genişletmek için kullanılmaktadır.  Kısmen ABD’nin politik hataları sonucu da olsa; Rusya bölgenin adeta “ağır abisi” rolüne soyunmuş ve ona sorulmadan hareket edilemez olmuştur.

Bölgede ABD’nin etkisi törpülenmiştir. ABD’nin hatalı politikaları eski müttefikleri olan Türkiye, İsrail ve Suudi Arabistan’ı kendisinden uzaklaştırmıştır. ABD’nin güvenilirliği de birçok bölge ülkesinde ciddi şekilde sorgulanır hale gelmiştir.

Bir yanda İran, Suriye rejimi, Irak, Hamas, Hizbullah; diğer yanda Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, hatta Mısır olmak üzere, bölgede açık bir Sünni-Şii cepheleşmesi meydana gelmiştir.

Türkiye Rusya ile olan ilişkilerini düzeltip, DAEŞ ve PYD-YPG’ye karşı gerçekleştirdiği son Suriye hamlesinden sonra etkisini artırmış, bölgesel bir güç rolü oynamaya başlamıştır.

Yumuşak güç politikaları yürütmeye çalışan AB, tamamen etkisiz eleman konumuna gelmiştir.

Türkiye için sorulması gereken asıl soru tüm bölgedeki bu çatışma ve mücadelenin ne için olduğudur ve bu sorunun cevabı net olarak verilmelidir. DAEŞ terörü bitirildiğinde bölgedeki artık işlemez hale gelen, alt yapıları ve insan gücü çökmüş devlet yapılarının ne olacağı asıl sorunu teşkil etmektedir. Bu ülkelerin onarılarak tekrar eski haline gelmesi mümkün görünmemektedir.  Öyleyse bu devletler sıfırdan, yeniden mi kurulacaktır? Sınırlar değişecek midir? Yeni devletler veya devletçikler mi öngörülmektedir?

Unutulmaması gereken konu, tarihi bir dönüm noktasında olan Ortadoğu’nun geleceği için, yüzlerce yıllık ortak bir geçmişe sahip olan, imparatorluk varisi Türkiye’ye önemli sorumluluklar düştüğüdür. Bu bölgenin kurtuluşu için inisiyatif alınmadığı takdirde, oluşmakta olan girdap Türkiye’yi de içine çekebilecektir. Eğer bu bölgede sınırlar değişecek ise, bölgede istikrar ve barış dolu bir gelecek için anahtar konumda olan Türkiye’ye tarihsel bir rol oynama zamanı gelmiştir. 


1595 Görüntülenme Sayısı
  

Sizin Yorumlarınız Bizim İçin Önemli *